Uyanacak bir Türkiye

Uyanacak bir Türkiye

45611 (0)

Yar. Doç. Dr. Fahrettin ŞANAL

Yar. Doç. Dr. Fahrettin ŞANAL

Haziran Genel Seçimleri bayağı renkli geçeceğe benzer. Malum seçimler halka umut dağıtıldığı dönemlerdir. Halk vaat sağanağına tutulur. Seçimlere katılma hakkı olan bütün partiler neredeyse Ay’ı, Güneş’i bile vaat edebilirler. Çok mu abarttık? Vazgeçtik Ay’dan Güneş’ten bizlere huzur ve güven dolu yaşanabilir bir ülke vaat etsinler yeter! 
Merak etmeyin. Yeter demenin gerilemek demek olduğunu biz de biliriz. Amma velâkin bugün geleceğe güvenle bakan bir Türkiye’ye çok ama çok ihtiyacımız var. Aslında ihtiyaç sıralamasını yapacak olursak önce “uyanacak bir Türkiye” sonra “yaşanacak bir Türkiye” diyebiliriz. Bunlar ilk adımda karşılanması gereken ihtiyaçlardır. İkinci adımda ise hedefimiz elbette  “Büyük Türkiye” idealidir.
“Büyük Türkiye Rüyası” gibi derin bir konuya girmeyelim. Zaten merhum Prof. Dr. Mehmet Kaplan o rüyayı 1969 yılında görmüş!  Biz yukarıda tırnak içinde belirtilen uyanacak bir Türkiye’den bahsedelim mi? Çok garip bir konu. Türkiye uyuyor mu ki bu konuya girelim? Ana muhalefet partisinin seçim şarkı sözlerinden alıntıladık. Alıntıladık ama malum “ileri demokrasi” meselesi! Öyle kırıp dökmeden açıklamaya çalışmamız gerekir!
Mesela YÖK (Yüksek Öğretim Kurulu) meselesini ele alalım. Yok, almayalım. Bu konular hassas konular olabilir. İçeriğine girmeden emekli bir akademisyenin her karşılaştığımızda söylediği bir sözü yazalım. Aslında daha önce bir yazımızda değinmiştik. Mevcut Siyasi İradenin iktidara geldiği yıl kurulan Hükumetin ilk altı aylık acil eylem planında YÖK konusu varmış! Kaç yıl geçti? 
Başka bir mesela diyelim. Sayın Cindoruk’un deyimiyle bir “Akdeniz Feneri” dosyası vardı. Sonuç? Ne oldi? Hay Allah, Karadenizli de değiliz ama “ne oldi?” Diye karikatürize bir soru sorduk!
Sadece bir yolsuzluk dosyası mı vardı? Yaygın basında okuyoruz. Yolsuzluk, rüşvet vesaire gibi konular en çok ne zaman ayyuka çıktı? 17-25 Aralık 2013 tarihleriydi, herhalde! Ah şu ileri demokrasinin gözü kör olsun. Klavye bile ürkek ürkek yazıyor! Mahdumlar, damatlar, dünürler, yandaşlar gibi konulara girmemeye çalışıyor!
Sahi normal demokrasi nasıl bir şeydi ki? Hatırladığımız bir şey var. Örneğin Siyasi Parti Liderleri açık oturum yaparlardı! Karşılıklı tartışma programlarına katılırlardı. En son 2002 Seçimleri öncesi görmüştük! Sanki tarih oldu! Sayın Baykal ve Sayın Erdoğan parti başkanları olarak katılmışlardı.
Sonrasında bırakın parti başkanlarını iktidar ve muhalefet temsilcilerini bile ülke sorunlarını tartışırken görmedik! Onun yerine muhalefet milletvekillerinin karşılarında “akademisyen veya gazeteci kılıklı, sureti haktan görünen” kişiler görmeye alıştık. Tırnak içerisinde verdiğimiz söz Sayın Tuğrul Türkeş’e aittir.
Önceki yıllarda bir yazımızın başlığı “Lider Vekilleri” idi. Mevcut Anayasayı Darbe Anayasası olarak tanımlayanlar her nedense Siyasi Partiler yasasına hiç dokunmadılar. Bir de şu %10 Seçim Barajı meselesini mesele olarak görmediler. 2002 Seçimlerini hatırlayın. Doğru Yol Partisi (DYP) 2.997.065 oy almasına rağmen % 9.54 ile meclise girememişti!
Uyanacak bir Türkiye nelerin farkına varacak dersiniz? Biz sadece birkaç konuyu yazmaya çalıştık. Daha Dış Politika konusuna girmedik. Türkiye’nin iç huzuru ve birliğini sürdürebilme sorununun öneminden bahsetmedik. Doların yükselişi, “ekonomik kriz”, hayat pahalılığı gibi günlük hayatın sıkıntılarını ele almadık!
Hele özellikle mevcut Siyasi İradenin zayıf karnı denilen “Eğitim”, “Atanmayan Öğretmenler” “İşsizlik”, “enflasyon” gibi sorunları bu yazımıza konu etmedik. Daha “Milletçe Alkışlayalım” da demedik. Bizim dememizin ne önemi var? Alkışı zaman gösterecek.
Sonuç olarak şu sözleri gerçekten sevdik. Bizim uyanacak ve yaşanacak bir Türkiye’ye acilen ihtiyacımız var. Bu ihtiyacı karşılayacak Siyasi Parti veya Partiler konusunda kararı tabii ki Türk Milleti verecektir. Kararı bekleyip, göreceğiz!

 Yar. Doç. Dr. Fahrettin Şanal

Yorum Ekle
Ad Soyad
Yorum Başlığı
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.