Konya’nın Uşakları Ve Koyunları (2)

Konya’nın Uşakları Ve Koyunları (2)

8064 (0)

Yusuf DÜLGER

Yusuf DÜLGER

Ahde Vefa Turan Birliği Derneği’nin Mehmet Okuyan hocaya verdirttiği “Kuran” konulu konferansını değerlendirmeye devam ediyorum.
3-Yalnız Allah’a Kulluk Etmek ve 
Yalnız Allah’tan Yardım İstemek:
Bu başlık Fatiha Suresi’nin 5. ayetidir. Allah yalnız kendisine kulluk etmemizi ve yalnızca kendisinden yardım beklememizi ister. Kuran’ın açıklamalarına göre Müslümanlar Allah’ın dışındaki varlıklara kulluk etmeyecekler, başkalarından yardım dilenmeyecekler. Lafı geveleyip durmaya, kırk dereden su getirmeye gerek yok. Fatiha 5 oldukça açık. Kuran’da buna benzer daha çok ayet var. Böyle olduğu halde, Türkiye’de ve tabii başta Konya’da çok sayıda Müslüman var ki, “bu dünyada takva sahibi iyi bir mümin”, “öbür dünyada kurtulmuş bir Müslüman olmak” için, Allah’ın dışındaki varlıklara (şeyh, derviş, üstat adındaki aciz kişilere) kulluk etmekteler, onlardan yardım dilemekteler.
Türkiye’de Mehmet Okuyan gibi az sayıdaki kişi, Müslümanlara durmaksızın bu gerçeği anlattığı, Müslümanları “Tek ilah” düşüncesine çağırdığı için, o şeyh-derviş-üstat görünümlü zihni bozuklar ile, itikadı ve ameli bozuk Müslümanlar rahatsız olmaktalar, çıldırıyorlar. Nasıl olmasın ki, İslam’ın tevhit inancı iyiden iyiye anlaşılıp benimsendiği zaman o şeyh-derviş-üstat kılıklıların dilleri tıkanacak, elleri kırılacak, ayakları bağlanacak, terkedilmiş putlar gibi yapayalnız kalacaklar. Ya o akılsız Müslümanlar ne yapacaklar. Kafası koparılmış yılanlar gibi çırpınacaklar.
Mehmet Okuyan’a konuşma salonu vermeyen kişilerin dönekliklerinde işte bu aracı ilahların (!) baskıları, bu kesik başların çırpıntıları, akılla yaşama alışkanlığı olmayan hamur yapılı mürit kesiminin velveleleri var.
Size Konya’da birkaç kez gördüğüm birkaç olayı anlatayım. Bu Üstat-mürit toplantılarında “üstat”, “il” yahut “mahalle” temsilcisi dediğimiz kişiler, toplantılarının başında, üstatları bir çay bardağına konan bardaktan azıcık bir çay çeker, sonra müritlerin hepsi o bardaktan azar azar çekerler. Güya büyüğün ağız bereketi ve feyzi müritlere geçer. Bir başka manyaklık da şöyle: Bir araya geldiklerinde iki elleriyle üç defa karşılıklı el sıkışırlar, birbirlerinin yüzüne bakarak ellerini yüzlerine sürerler. Bunu ardı arkasına üç kez yaparlar. Şunu da gördüm: Toplantıda şey yahut ağabey ortaya konan elma tepsisinden birisini alır, bir kez ısırır ve havaya atar. Müritlerin hepsi o elmayı yakalamak için sıçrarlar, Recep Erdoğan’ın çayını kapar gibi ellerini uzatırlar.
Kuran’da ve sahih hadislerde böylesi anlamsız ve gülünç davranışlar yok. Öyle ise böylesi davranışlar neden “din” adına hayatımıza yerleşiyor? Akılsızlıktan, cahillik ve sürüleşmekten. Konya’nın müritleri (Türkiye’nin diğer illerinde de olduğu gibi) işte bu kadar ilkeller, köleleşmişler, tavuklaşmışlar, insanlığın ve İslamlığın maskarası olmuşlar.
4-Allah Kuluna Yeter:
Konya’nın (ve tabii tüm Türkiye’nin) Allah’tan başka varlıklara uşaklık etmeleri (düşünsel ve bedensel özgürlüklerini yok etmeleri) insanlıkla örtüşmez. Bugün birçoğumuz din adına İslam ruhbanlarını (?), yine din adına siyasal İslamcıları “Mehdi, Ümmetin lideri”, hatta “Allah’ın elçisi, Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde taşıyan insan üstü bir İlah” (Tanrı) olarak görüyor.
Bu ne biçim bir alçalma, bu nasıl bir kafirlik; insanın aklı almıyor. Böyle bir toplumu Allah cezasız bırakmaz. Dinler tarihi bunun örnekleriyle doludur. Böylesi nankör, böylesi serseri bir topluma Allah büyük belalar vermezse adaletsizlik olur, imanı bütünlerin hakkı yenir.
Çevremize ve dünyamıza bir baksak; evrende ne varsa hepsinin yerli yerinde, düzgünce, gücü sınırsız tek Yaratıcı tarafından mükemmelce yaratıldığını, evrenin o yüce Yaratıcı tarafından, tek başına sürdürüldüğünü görürüz. Öyle ise niye başka ilahlar, aracı putlar aramaya kalkıyoruz? Gerek dinen, gerek siyaseten, Allah ile aramıza giren geçici mahluklara biz neden; “Çekil aradan! Bana Allah’ın yeter!” demiyoruz, neden Tek Allah’a çağıranları karalıyor, onları konuşturmamak için bir sürü şeytanlıklar yapıyoruz?
Burada size Kuran’dan üç (3) ayetin Türkçesini vereyim:
“Allah kuluna kâfi değil mi? Seni O’ndan başkasıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa artık ona kılavuzluk edecek yoktur. Allah’ın kılavuzluk ettiğini ise saptıran olamaz. Allah Aziz ve intikam alıcı değil mi? Onlara “gökleri ve yeri kim yarattı” diye sorsan, yemin olsun, “Allah” diyecekler. De onlara: “Peki, Allah’ın berisinden yakardıklarınız hakkında ne diyorsunuz? Allah bana bir zarar vermek isterse, O’nun vereceği zararı uzaklaştırabilirler mi? Yahut bana bir rahmet dilese, O’nun rahmetini tutabilirler mi?” De ki: “Bana Allah yeter! Tevekkül edenler sadece O’na dayanıp güvenirler.” (Zümer: 36-38)
Mehmet Okuyan gibilerini salonlarımızda konuşturmayanlar, bu ayetlerin veciz mesajları karşısında bir nefis muhasebesine (otokritiğe) gidebilirler mi? Zor. Çünkü bunların akılları uçmuş.
5-Konya’nın Mertleri ve Namertleri:
Ahde Vefa’nın programında Mehmet Okuyan hocayı dinlerken, ikiye bir çevreme baktım. Kadını-erkeği, yaşlısı-genci herkesi; ayaküstü, dizüstü bekleşirlerken gördüm ve Müslümanlığımız adına utandım. Mehmet Okuyan Yahudilik, Hıristiyanlık, Haricilik yahut dinsizlik propagandası mı yapacaktı da Ticaret ve Şoförler Odası’nın salonları verilmedi, bazıları tükürüğünü yaladı?
“Mert insan”, “namert adam” sözleri var ya, işte tam da burada akla geliyor, karşımıza çıkıyor. Verdiğin sözden cay. Kalıbının adamı olma. Solucan gibi toprak altında eğil-bükül. Böylelerine yazıklar olsun! Sizin yaptığınız mertlik değil, namertlik! Yahu siz Allah’ı ve bizleri bırakın da evinizdeki eş ve çocuklarınızdan bari sıkılıp utanın. Sizde azıcık mertlik-yiğitlik olsaydı, çıkar: “Fikrinizi beğenmiyorum. Falanlarla beraberim. Vermiyorum.” Gibi bir iki laf bari ederdiniz. Demek sizin de diplomalarınız ve mazbatalarınız kirli. Demek siz mert (adam gibi adam) değilsiniz; namert (adam gibi adam olamayan) kişilersiniz.

Devamı var
Yusuf DÜLGER

Yorum Ekle
Ad Soyad
Yorum Başlığı
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.