İslâm Dünyasının Kalbi Hicaz’dır

İslâm Dünyasının Kalbi Hicaz’dır

Hac farizası için gittiği Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad ile Mekke ve Medine şehirleriyle ilgili izlenimlerini HİSDER’de anlatan Prof. Dr. Caner Arabacı, “İslâm dünyasının kalbi Hicaz’dır” dedi.

3391 (0)
İslâm Dünyasının Kalbi Hicaz’dır

Hac farizası için gittiği Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad ile Mekke ve Medine şehirleri arasında edindiği intibalarını Hikmet İlim ve Sanat Derneği’nin bu haftaki Pazartesi Sohbetleri’nde dile getiren Tarihçi-Yazar Caner Arabacı, “İslâm’ın üç mübarek şehri var. Mekke-i Mükerreme, Medine-i Münevvere ve Kudüs-ü Şerif. Bu üç mübarek şehrin üçü de İslam medeniyetinin hasmı olan güçlerin elinde. Çok garip bir durum bu. Kudüs 102 yıldır İngiliz- Yahudi elinde. Mekke 103 yıldır İslam gözüken ama İslam düşmanlarıyla işbirliği yapan güçlerin elinde. Bu açıdan baktığınızda Suud’la Şerif Hüseyin’in Haşimiliği arasında hiçbir fark gözükmüyor. Medine de 100 yıldır İngiliz müttefiki güçlerin elinde” dedi. Mekke ve Medine’nin Müslümanların farz ibadetinin merkezleri olduğuna dikkati çeken tarihçi Prof. Dr. Caner Arabacı, bu kutsal beldelerin farz ibadete uygun ellerde olması gerektiğini belirterek “Mübarek şehirler müminleri ve Müslümanları haçlı adına haraca kesen güçlerin elinde olmaması lâzım” diye konuştu. 
İslam Dünyasının Kalbi Hicaz’dır
Suudi Arabistan’ın başkenti olan Riyad’ın nüfusunun yaklaşık altı milyon olduğunu, Mekke’ye 870 km., Medine’ye ise 840 km. uzaklıkta bir şehir olduğunu söyleyen tarihçi Arabacı, “Riyad’la, Mekke ve Medine arasında uzun, ıssız bir çöl var. Riyad niye başkent? İslam dünyasının merkezi Hicaz’dır. Kalbi Hicaz’dır. Vahyin merkezi Hicaz’dır. Böyle vahyin merkezine, Mekke ve Medine’ye bu uzak bir yerde başkent niye kurulur? Riyad’ı biraz dolaşırken bunu farkediyorsunuz. Çünkü Riyad, Osmanlı’ya isyanın merkezi. Osmanlı’ya ihanetin merkezi. Çünkü Necid, Hicaz’ın kontrolünden çıkıp ayrı bir oluşum haline Riyad ve Diriye’de gelmiş. Yalnız Riyad, Mekke ve Medine’ye göre çok bakımlı, bahçelik, hurmalık yeşil bir şehir.” dedi. 
Vehhâbîliğin ana merkezi Diriye’dir
Suud ailesinin Mekke ve Medine arasındaki uzun çöl sayesinde Vehhabilik ile buluştuğunu ve devlet olma yolunu böylece aştıklarını ifade eden Arabacı, Vehhâbîlik ile ilgili şu ifadelere yer verdi: “Vehhâbîlik 2,5 asırlık bir hareket. Kurucusu da İbni Abdülvehhâb (1703-1792). Vehhabilik şehirlerde değil, çölün derinliklerinde taraftar buluyor. Harici, Selefi ve bir çeşit İŞİD kafası. Zihniyet dünyası itibariyle İslam gözüken, tevhidi bir anlayış ve din inşasını öne çıkartan ama tevhidi bir din anlayışını inşâ ederken İslam’ın nezaketini, güzelliklerini, kardeşlik duygusunu, yardımlaşmasını yok eden bir kafa yapısı. Vehhabiliğin ana merkezi de Diriye’dir. Vehhabilik Suud’la birleşince kendinden olmayanı, kendi gibi düşünmeyeni, kendi gibi yaşamayanı küfürle suçlayıp öldürmeye başlıyor. Onun için Osmanlı 1800’lü yılların başından itibaren tedbir almaya başlamış.”
 “Kâbe kuyunun dibinde!” 
İngiltere sayesinde 1925’ten itibaren Mekke ve Medine’nin yönetiminin Suud ailesinin eline geçtiğini kaydeden Arabacı, Medine ve Mekke’yle ilgili şu ifadelere yer verdi: “Riyad’dan Medine’ye yaklaşınca asker ve polislerin bıktırıcı çok sık kontrolleri başlıyor. Cumartesi günü Kuba’yı ziyaretten sonra Medine’ye geliyorsunuz. Fakat Medine’de tarihe ait, bize ait, İslam’ın ilk günlerine ait, sahabe dönemine ait bir şeyler bulmanız çok zor. Hatta şunu söylemek yanlış olmaz. İslam medeniyetinden ve İslam’dan haçlılar, Suud eliyle intikam almış gibi bir manzara görüyorsunuz. Haçlılar Suud eliyle intikam almış. O manzarayı hissediyorsunuz. Mescid-i Nebevî çevresinde Osmanlı’ya ait ne kadar cami varsa hepsi kapalı. Mescid-i Nebevî’nin içerisinde onlarca kamyonet aynı anda dolaşıyor. Peygamberimizin kabri hariç Medine yok edilmiş! Buna benzer tahribat Mekke’de çok fazla. Kâbe’nin dibine varıncaya kadar Kâbe’yi göremiyorsunuz. Kayınvalidemin deyişiyle; Kâbe kuyunun dibinde!”
 “Kâbe dünyanın merkezi”
Arabacı, zemzem kulelerin de Londra’daki saat kulesine benzediğini ve Suud ailesinin, Kâbe’nin etrafında ve Kâbe’ye tepeden bakan zemzem kulelerini gölgede bırakacak bir yapılaşma içerisinde olduğunu söyledi. Arabacı ayrıca, dünyanın merkezi olan Kâbe ile Medine ve Mekke’nin Suud tasalludundan kurtulmasının ise “çok tenkit edilmek” suretiyle mümkün olabileceğini dile getirdikten sonra sohbetini “Allah Müslümanlara Suudsuz bir hac ibadeti nasip etsin” diyerek son verdi.
Meram Uluslararası Gençlik Akademisi’nde gerçekleştirilen sohbette HİSDER Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Önder Kutlu, Prof. Dr. Caner Arabacı’ya derneğin hediyesini verdi.

Haber Merkezi 

Yorum Ekle
Ad Soyad
Yorum Başlığı
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.